Mahmure
- Selcan Kırnal

- 10 Eyl 2023
- 1 dakikada okunur
Gözden düşmüş bir mabude gibisin Mahmure. Kerameti kendinden menkul Mahmure. Hala şıkır şıkır şıkır, hala tıkır tıkır tıkır, hala fıkır fıkır fıkır Mahmure.
Neler derdin şu kuruyup kalmış toprağında kim bilir. Neler takıldı da parçalandı küflenmiş harımlarına içinin. Oysa çağıltılı bir nehir olacaktı kıpırtıların. O çirkin adamları, güzelleştirecektin öperek. Kırmızı rujun gibi dudağından taşacaktı sadece kadınların gördüğü kahkahaların.
Edepli kadınlar erkeklere abi der, öyle bildin. Herkesin içinde bacaklarını birleştirerek oturdun. Elinde tepsi, fazlaca eğilerek gösterdin memelerini misafirlere kaçak göçek. Akşam ayazından sonra da dolanırdın sen evlerin üstünde. Gündüzleyin, düşlerdin o adamların kemikli ellerini. Sonra dönüp aynada bakardın kendine, belinin çukuruna, bir çardak kuşunun oradan su içmesini umarak.
Kalendermeşrep Çıkmazı’nın kırık dökük Arnavut kaldırımları, senin otuz beş numaralık adımlarınla oynamazdı yerinden. Gezgin bir İspanyol çingenesinin duyduğu flâmenko ezgisi olurdun bazen. Savrulurdun, yelpazeni sallayarak, önüne bakarak yürürdün. Aşure dağıtırdın, kâseleri yıkamadan geri veren komşulara. Çiçekli, bağrı açık bluzunu yakıştıramazdın hiçbir bayrama. Yeni aldığın mavi göz farını görsünler isterdin, topaklanmış maskaranı atmaya kıyamazdın.
Kuşattılar seni, çekemediler seni, çekiştirdiler seni.
Sen, aldırmazdın.
Patlıcanları ipe dizerdin balkonda.
Çam sakızı kaynattığınız tencereye parmak çalan fırlama bir komşu çocuğuna göz kırpardın. Ağdayı tek seferde çekiverirdin bacağından.
Uzletteki şehvet, yağdı başına, sen de kadınpayına düşeni aldın.
Yatkalk, yatkalk, yatkalk, pencere önü, yemek fokurtuları, tahta mandal, konserve domates.
Gel beri, dön geri, git öte Mahmure.
Laf, söz, el âlem, düğün dernek, kız kıza dans et.
Mahmure, Mahmure, Mahmure.
Duydum seni, bildim seni, sezdim seni.
Güzelliğin, yansımalardan azade.




Yorumlar