top of page

Sultan

  • Yazarın fotoğrafı: Selcan Kırnal
    Selcan Kırnal
  • 11 Eyl 2023
  • 2 dakikada okunur

Sultan Özcan’a

Aşk insanın neşesi, derdi Sultan’ın annesi. Öyleydi de. Sultan için Ramazan’ı sevmek, çimenler arasında saklı kalmış tüm karahindibaları bir nefeste üfleyivermek gibiydi. Önce öğretmeni, sonra kocası olan Ramazan’ı. İçinde, çocuğunu büyütemediği, tedaviye razı edemediği Ramazan’ı. İkinci eşi sarışın, kıvırcık saçlı olan Ramazan’ı. Baba Ramazan’ı. Gidişiyle Sultan’ın hayatını biteviye kırmızıya boyayan Ramazan’ı.

Sultan, âşık oldu, şamar yedi.


Aşık insandan zarar gelir miydi? Sultan’ın tutkuya ve sevmeye meyyal kalbi, Ramazan’ı da affettirdi ona. Gidişiyle, Sultan’ı cascavlak kalmış bir tavus kuşuna döndüren Ramazan’ı.


Dünya ne çok döndü, hızlandı.


Sultan’ın acelesi yok. Kırmızı bağcıklı spor ayakkabıları ile elinde torbalar, yürüyüp duruyor her gün.

Geçmişten bir sahne var aklında. Berkant, ‘’Ben armudu dişledim yaleler yaleler. Sapını gümüşledim yalelelli…’’dedikçe Sultan iri gövdesini bir sağa bir sola savuruyor. Ellerini havaya kaldırdıkça kırmızı saten geceliği tombul bacaklarından yukarı çıkıyor. Ramazan coşkuyla el çırptıkça âdemelması da bir aşağı bir yukarı geziniyor. Dışarıda kar var. İçeride çıtır çıtır yanan sobanın sesi, Ramazan ve Sultan’ın yükselen kokularına bulanıyor. Sultan, genişçe yüzüne göre küçük kalan siyah gözlerini kapattıkça, Ramazan rakısından bir yudum daha alıyor. Sonunda dayanamayıp fırlıyor ayağa. Daha sabah, komşunun oğluyla selamlaştı diye Sultan’ı yere çaldığı ellerini şaklatarak oynamaya başlıyor. Sultan kocasına gerdan kırdıkça, Ramazan’ın altın kolyesi daha da parlıyor. Birden karısının kalçalarını avuçluyor. Sultan önce kıkırdıyor. Ardından, kocasının seyrelmiş saçlarını okşuyor. Geceliğinin sıyrıldığı yerden öpüyor onu Ramazan. Kocası memelerini dişlerken, Sultan’ın gözleri daha da küçülüyor. Zar zor yatağa atıyorlar kendilerini. Masada biraz pilaki, dört biber dolması, iki parça ekmek kalıyor. Sobanın ateşi sönüyor.

Kar tanecikleri büyüyor.


Sultan, nohut oda bakla sofa evinde, televizyonda izlediği Türkan Şoray filmleriyle avunuyor. Bazen duvarlara bakıyor. Dip köşe konuşlanmış örümcek ağları, bölük pörçük hatıralarına karışıyor. Âşık olduğu zamanlara. Süpürgeye, beze gitmiyor eli. Biliyor ki onun temizlik dediği, örümceğin yuvasının dağılması demek.


Sultan.


Sokak köpeklerinin gözlerindeki hüznü görmeye yazgılısın. Kendini, gövermiş kalbinden öpmüşsün dönüp dönüp. Oysa yıkık dökük evlerin arasında soyunuveren al kırmızı gelinciğin hevesine vurulmuştun dün.


Bak, dar-ı dünya onların da başında iki karış. Çok yüksekten bırakılıvermiş böcekler gibiler. Tepelerde gezinmeyi, hazzın kollarından çekilip çıkarılıvermişliği bilmez onlar.

Güzel sultan.

Al kırmızı Sultan.

Senin kuşların, hep berhava.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page